YAĞMA SUÇU
TCK MD. 148-149-150
Yağma suçu, Türk Ceza Kanunu’nda kişi özgürlüğü ile malvarlığına yönelik ihlallerin kesişim noktasında yer alan, karma nitelikte bir suç tipi olarak düzenlenmiştir.
Yağma ile ilgili hükümler 5237 sayılı TCK’nın ikinci kısım, onuncu bölümünde “malvarlığına karşı suçlar” başlığı altında, 148. madde ile 150. madde arasında düzenlenmiştir. TCK m.148’de yağma suçunun temel şekli (malın yağması) düzenlenmiş; m.149’da suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâllerine (senet yağması) yer verilmiş; m.150’de ise yağma suçunda daha az cezayı gerektiren özel durumlar hüküm altına alınmıştır. Kanun koyucu bu sistematikle, cebir veya tehdidin yoğunluğu, suçun işleniş biçimi ve failin elde etmeyi amaçladığı menfaatin niteliğine göre farklı yaptırım rejimleri öngörmüştür.
KORUNAN HUKUKİ DEĞER
Yağma suçu ile korunan hukuki değer, yalnızca mağdurun malvarlığı değil, aynı zamanda kişinin irade özgürlüğü ve vücut dokunulmazlığıdır. Zira yağma suçunda fail, malvarlığına ilişkin bir değeri elde etmek amacıyla mağdurun iradesini cebir veya tehdit yoluyla ortadan kaldırmaktadır.
YAĞMA SUÇUNUN TEMEL ŞEKLİ
Malın Yağması (TCK m.148/1)
'Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.'
TCK m.148/1 uyarınca yağma suçu, bir başkasına ait taşınır malın veya malvarlığına ilişkin bir değerin, cebir veya tehdit kullanılarak alınması ya da mağdurun bu değeri teslim etmeye zorlanmasıyla oluşur.
Yağma suçunun oluşabilmesi için kullanılan cebir veya tehdidin, mağdur üzerinde ciddi bir baskı oluşturacak nitelikte olması ve malın alınması ya da teslimi ile nedensellik bağı içinde bulunması gerekmektedir. Cebir, mağdurun irade özgürlüğünü ortadan kaldırmaya veya ciddi biçimde sınırlamaya elverişli fiziki güç kullanımıdır. Cebir farklı şekillerde, derecelerde ortaya çıkabilir. Burada ‘mağdurun direncini kıracak ölçüde bedensel bir cebir’ kullanmak yeterlidir. Tehdit ise "mağdurun kendisinin veya yakınlarının hayatına, vücut bütünlüğüne ya da malvarlığına yönelik ağır bir zararın gerçekleşeceği yönünde" korku yaratacak nitelikte olmalıdır. Tehdidin, mağduru malı vermeye zorlayacak ağırlıkta olması ve failin haksız menfaat elde etme amacına hizmet etmesi gerekmektedir. Cebirde mağdura karşı kullanılmış fiziksel bir güç varken, tehditte manevi güç kullanılmaktadır. Cebir veya tehdidin malvarlığına yönelik fiilden bağımsız olması hâlinde yağma suçundan söz edilemez. Bu durumda somut olayın özelliklerine göre hırsızlık, tehdit veya kasten yaralama suçlarının oluşması gündeme gelebilir.
Yağma suçunun maddi unsuru; fail, mağdur, suçun konusu ve fiilden oluşmaktadır. Fail herkes olabilirken, mağdur cebir veya tehdide maruz kalan ve malvarlığı üzerinde tasarruf yetkisi bulunan kişidir. Suçun konusu, üzerinde cebir kullanılan insan ve maldır. Birden çok maddi konusu vardır. Taşınmazlar söz konusu olmaz. Mal kavramı insan dışında, üzerinde egemenlik kurulabilen somut ve ekonomik değeri olan bir varlık olmalı. Ekonomik değeri geniş yorumlamak gerekir, ekonomik değeri bulunmamakla beraber anı, hatıra değeri olan şeyler de mal kavramına dahildir
Yağma suçu, hareket açısından çok hareketli bir suçtur. Birinci hareket, cebir ya da tehditle bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya zorlamadır. Malı almak ile tehdit/cebir arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. İkinci hareket ise mağdurun elinden malı almaktır. Cebir veya tehdit araçtır, asıl amaç hırsızlıktır. Ayrıca, seçenekli hareketli bir suçtur çünkü ya tehditle ya cebirle ya ikisi beraber kullanılarak işlenir. Ya tehdit ya cebir kullanılacağı için de bağlı hareketli suçtur. Aynı zamanda bir zarar suçudur çünkü malvarlığı bakımından ya da psikolojik (tehdit), bedeni (cebir) zarar söz konusudur.
Senet Yağması (TCKm.148/2)
'Cebir veya tehdit kullanılarak mağdurun, kendisini veya başkasını borç altına sokabilecek bir senedi veya var olan bir senedin hükümsüz kaldığını açıklayan bir vesikayı vermeye, böyle bir senedin alınmasına karşı koymamaya, ilerde böyle bir senet haline getirilebilecek bir kağıdı imzalamaya veya var olan bir senedi imha etmeye veya imhasına karşı koymamaya mecbur edilmesi halinde de aynı ceza verilir.'
Suçun maddi konusu belgedir. Malın yağmasındaki gibi tehdit/cebir kullanılır. Senet daima bir iradeyi dış dünyaya yansıtır. Mutlaka borç altına sokmalı/doğurmalı/borçtan kurtarmalıdır. Bu düzenleme ile kanun koyucu, yalnızca taşınır malları değil, malvarlığına ilişkin hukuki değerleri de yağma suçunun konusu hâline getirmiştir.
Bu fıkrada suç, mağdurun irade özgürlüğünün cebir veya tehdit yoluyla ortadan kaldırılması suretiyle malvarlığına ilişkin bir tasarruf işlemine zorlanmasıyla oluşur. Seçimlik hareketli bir suçtur. Suçun oluşması için şu hareketlerden birinin varlığı yeterlidir:
1. Borç altına sokabilecek bir senedi vermeye zorlanma
Mağdurun, kendisini veya üçüncü bir kişiyi borç altına sokan bir senedi cebir veya tehdit altında faile teslim etmeye zorlanması hâlinde yağma suçu oluşur. Senedin hukuken geçerli olup olmaması önem taşımamakta; mağdurun bu yönde zorlanması yeterli görülmektedir.
2. Mevcut bir senedin hükümsüz kaldığını açıklayan vesikayı vermeye zorlanma
Bu hâlde mağdur, alacak hakkını ortadan kaldıran veya zayıflatan bir belgeyi vermeye mecbur bırakılmaktadır. Böylece mağdurun malvarlığı üzerinde doğrudan bir hak kaybı meydana gelmektedir.
3. Senedin alınmasına karşı koymamaya mecbur edilme
Mağdurun, cebir veya tehdit nedeniyle, borç doğuran bir senedin elinden alınmasına direnememesi de yağma kapsamında değerlendirilmiştir. Burada aktif bir teslim şart olmayıp, pasif davranış dahi suçun oluşumu için yeterlidir.
4. İleride senet hâline getirilebilecek bir kâğıdı imzalamaya zorlama
Mağdurun, boş veya içeriği sonradan doldurulabilecek bir kâğıdı cebir veya tehdit altında imzalaması hâlinde yağma suçu oluşur. Bu noktada belirleyici olan husus, imzanın özgür iradeyle değil, zor kullanılarak attırılmasıdır.
5. Mevcut bir senedi imha etmeye veya imhasına karşı koymamaya zorlama
Mağdurun, alacak hakkını ispatlayan bir senedi yok etmeye veya yok edilmesine engel olmamaya mecbur bırakılması da yağma suçu kapsamında kabul edilmiştir. Bu durumda mağdurun malvarlığına ilişkin bir hak, cebir veya tehdit yoluyla ortadan kaldırılmaktadır.
Cebir Karinesi (TCK m.148/3)
'Mağdurun, herhangi bir vasıta ile kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hale getirilmesi de, yağma suçunda cebir sayılır.'
Cebir karinesi münhasıran bu suçla ilgili olarak tanımlanmıştır. Yağma suçunda cebir, yalnızca mağdura doğrudan fiziki güç uygulanması anlamına gelmez. Karineye göre, mağdurun herhangi bir vasıta ile bu suçu işlemek için kendisini savunamayacak/bilmeyecek hale getirilmesi de yağma suçunda cebir sayılır. Mağdurun, herhangi bir araç veya yöntem kullanılarak bilincini kaybedecek, algılama yeteneğini yitirecek ya da kendisini savunamayacak duruma sokulması cebir kapsamında değerlendirilir.
-Fail, mağduru bayıltırsa,
-Alkol, uyuşturucu veya ilaç vererek bilincini kapatırsa,
-Uyutucu bir maddeyle mağdurun direnme gücünü ortadan kaldırırsa,
bu hâllerde mağdur üzerinde fiziksel bir zor kullanımı olmasa bile, mağdurun irade özgürlüğü fiilen ortadan kaldırılmış olur. Bu nedenle bu tür davranışlar, yağma suçunda cebir olarak kabul edilir.
Önemli olan nokta, mağdurun kendi iradesiyle değil, failin etkisiyle bilincini veya savunma yeteneğini kaybetmiş olması gerekir. Aksi hâlde, örneğin mağdurun kendi isteğiyle alkol alması sonucu bu duruma gelmesi hâlinde cebir unsurundan söz edilemez.
YAĞMA SUÇUNUN DAHA FAZLA CEZAYI GEREKTİREN NİTELİKLİ HÂLİ
'NİTELİKLİ YAĞMA' (TCK m.149)
149/1 nitelikli haller:
a-Silahla (TCK m.149/1-a) : Kullanılacağı izlenimi uyandırmalıdır. Silah kullanımı, mağdur üzerinde yaratılan korku ve tehdidin yoğunluğunu artırarak suçun tehlikelilik derecesini yükseltmektedir. TCK m.6/1-f kapsamında silah sayılan araçların, yağma fiilinin icrası sırasında mağdur tarafından algılanabilir şekilde kullanılması nitelikli hâlin uygulanması için yeterlidir.
b-Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle (TCK m.149/1-b) : Bu durum, failin kimliğinin tespitini zorlaştırarak suçun aydınlatılmasını engellemeye yönelik bir tehlike oluşturduğundan, kanun koyucu tarafından daha ağır cezayı gerektiren bir unsur olarak kabul edilmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için failin kendisini dış görünüş bakımından, teşhisini olanaksız kılacak biçimde değiştirmiş olması gerekmektedir.
c-Suçun Birden Fazla Kişi Tarafından Birlikte İşlenmesi (TCK m.149/1-c): Birlikte hareket eden failler, mağdur üzerinde daha yoğun bir korku ve baskı yaratarak direncin kırılmasını kolaylaştırdığından, bu hâlde fail veya failler hakkında daha ağır ceza öngörülmüştür.
d-Yol kesmek suretiyle ya da konutta, işyerinde veya bunların eklentilerinde (TCK m.149/1-d): Bu hâllerde, mağdurun kaçma ve direnme imkânını önemli ölçüde ortadan kaldırarak suçun işlenmesini kolaylaştırmakta ve kamu güvenliğini daha ağır biçimde ihlal etmektedir. Yol kesmekten kasıt, failin yol üzerinde mağduru bekleyerek bu suçu işlemesidir. Suçun bu şekilde işlenmesi durumunda ayrıca seyahat özgürlüğü ve konut dokunulmazlığının ihlali söz konusu olmaktadır.Bu durumda ayrıca konut dokunulmazlığının ihlali suçu da gündeme gelmektedir. Ancak söz konusu hâlde fail hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçundan ayrıca cezaya hükmedilmemekte, yalnızca nitelikli yağma suçu nedeniyle yaptırım uygulanmaktadır.
e-Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı (TCK m.149/1-e): Bu hâlde mağdurun fiilen direnme ve kendisini koruma imkânının bulunmaması, suçun işlenmesini kolaylaştırmakta ve failin haksızlığının ağırlığını artırmaktadır. Ayrıca bu durumun failin eyleminden doğmamış olması gerekir çünkü bu durumda TCK m.148/3 söz konusu olmaktadır.
f-Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak (TCK m.149/1-f): Bu durumda fail, suç örgütünün fiilî varlığından ya da var olduğu yönünde oluşturulan algıdan kaynaklanan korkuyu kullanarak mağdurun iradesini baskı altına almaktadır. Söz konusu hâl, mağdur üzerinde yaratılan tehdidin yoğunluğunu artırdığı için kanun koyucu tarafından daha ağır cezayı gerektiren bir nitelikli hâl olarak kabul edilmiştir.
g-Suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla (TCK m.149/1-g): Bu durumda fail, örgütsel amaç doğrultusunda hareket ederek suçun sonuçlarını bireysel çıkarın ötesine taşımakta ve kamu düzeni bakımından daha ağır bir tehlike oluşturmaktadır.
h-Gece vaktinde (TCK m.149/1-h): Gece vakti, mağdurun yardım alma ve korunma imkânlarını azaltarak suçun işlenmesini kolaylaştırmakta ve faile avantaj sağlamaktadır.
149/2 Kasten Yaralamanın Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Hâllerinin Gerçekleşmesi:
"Yağma suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır."
TCK m.149/2’de, yağma suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin meydana gelmesi durumu özel olarak düzenlenmiştir. Buna göre, yağma fiilinin icrası sırasında mağdurun uğradığı yaralanmanın, TCK m.87 kapsamında neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama boyutuna ulaşması hâlinde, fail yalnızca nitelikli yağma suçundan değil, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uyarınca da cezalandırılır.
Bu düzenleme ile kanun koyucu, yağma suçu kapsamında uygulanan cebir unsurunun, mağdurun beden bütünlüğü üzerinde ağır ve kalıcı sonuçlar doğurması hâlini, sırf yağma suçunun nitelikli bir görünümü olarak değerlendirmemiştir. Aksine, meydana gelen ağır neticeyi bağımsız bir hukuki ihlal olarak kabul etmiş ve bu durumda gerçek içtima hükümlerinin uygulanmasını öngörmüştür. Dolayısıyla yağma suçunun işlenmesi sırasında mağdurun, duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesi, yüzünde sabit iz oluşması, yaşamını tehlikeye sokacak şekilde yaralanması veya ölüm neticesinin meydana gelmesi gibi hâllerde, fail hem yağma suçundan hem de kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlinden dolayı ayrı ayrı cezalandırılacaktır.
YAĞMA SUÇUNDA DAHA AZ CEZA VERİLEN HÂLLER (TCK m.150)
m.150/1 (Alacak Tahsili Amacıyla Yağma) : Kişinin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması halinde, ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
TCK m. 150/1, yağma suçunun daha az cezayı gerektiren bir nitelikli hâli değildir; bu, yağma suçunun oluşmasını engelleyen özel bir hukuka aykırılık unsurudur.
Bu durumda fail, yağma suçundan değil, yalnızca tehdit veya kasten yaralama suçlarından cezalandırılır.
Bu hüküm, yağma suçunun cezasında indirim yapılmasını değil, yağma suçunun uygulanmamasını ve failin daha hafif olan tehdit veya kasten yaralama suçlarından sorumlu tutulmasını öngörür.
Bu düzenleme ile kanun koyucu, failin hukuka aykırı yöntemler kullanmakla birlikte, tamamen haksız bir menfaat elde etme amacıyla değil; varlığı kabul edilen bir alacağı tahsil etme saikiyle hareket ettiği durumları, klasik yağma suçundan ayırmıştır. Ancak burada önemle vurgulanmalıdır ki, alacağın gerçekten mevcut olması veya hukuken geçerli bir ilişkiye dayanması gerekmektedir. Ancak tüm bunların varlığı fiilin hukuka uygun olduğu anlamına getirmemekte; cebir veya tehdit kullanılması nedeniyle fiil hâlen suç teşkil etmektedir.
TCK m.150 uygulanabilmesi için, failin amacının yalnızca alacağın tahsili ile sınırlı olması gerekir. Alacak miktarını aşan bir menfaatin elde edilmesi ya da alacakla ilgisi bulunmayan ek taleplerde bulunulması hâlinde, bu madde hükmünün uygulanması mümkün değildir. Bu durumda fail, genel hükümlere göre yağma suçundan cezalandırılır. Ayrıca fail bir başkasının değil kendi hakkını almak üzere bu suçu işlemelidir. Kişi, hakkını alması için başkasını azmettirirse de bu indirimden yararlanamaz.
m.150/2 : Yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir.
Bu hüküm, yağma suçunun cebir veya tehdit içermesi nedeniyle kural olarak ağır bir suç olmasına rağmen, somut olayda elde edilen menfaatin düşük değerli olması durumunda, fiilin haksızlık içeriğinin görece azalabileceği düşüncesine dayanmaktadır.
Malın değerinin az olup olmadığının tespitinde, yalnızca malın parasal değeri değil; olayın gerçekleştiği zaman, mağdurun ekonomik durumu ve suçun işleniş biçimi birlikte değerlendirilmelidir. Bu bağlamda indirim yapılması hâkimi bağlayan zorunlu bir sonuç olmayıp, takdiri nitelik taşımaktadır.
Ayrıca belirtmek gerekir ki, malın değerinin azlığı hâli, yağma suçunun cebir veya tehdit unsurlarını ortadan kaldırmamakta; yalnızca cezanın belirlenmesi aşamasında fail lehine bir değerlendirme yapılmasına imkân tanımaktadır. Bu nedenle, yağma suçunun tüm unsurları oluşmuş olsa dahi, somut olayın özellikleri dikkate alınarak TCK m.150/2 kapsamında indirim uygulanabilir.
YAĞMA SUÇUNDA SUÇUN ÖZEL GÖRÜNÜM ŞEKİLLERİ
TEŞEBBÜS : Bu suç sırf hareket suçudur. Bu nedenle esasında bu suça teşebbüs mümkün değildir. Ancak fail suçu gerçekleştirmeye elverişli hareketlerle yani tehdit ya da cebir kullanmasına rağmen yağma konusu suç unsurunu ele geçirememişse yağma suçu tamamlanamayarak teşebbüs aşamasında kalacaktır.
Yağma suçu kapsamında değerlendirilmesi gereken bir diğer husus gönüllü vazgeçmedir. TCK m. 36’ya göre; “Fail, suçun icra hareketlerinden gönüllü vazgeçer veya kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını veya neticenin gerçekleşmesini önlerse, teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz; fakat tamam olan kısım esasen bir suç oluşturduğu takdirde, sadece o suça ait ceza ile cezalandırılır.” Yağma suçunda da koşulları gerçekleştiğinde gönüllü vazgeçmeye ilişkin hükümler uygulanacaktır. Ancak failin gönüllü vazgeçme anına kadar yaptığı suç teşkil eden hareketler cezalandırılacaktır. Ayrıca mal alındıktan sonra gönüllü vazgeçme değil etkin pişmanlık hükümleri uygulanacaktır.
İŞTİRAK: her türlü iştirake elverişlidir.
İÇTİMA: Yağma suçu bileşik bir suçtur. İçerisinde hem hırsızlık hem de tehdit veya cebir suçunu barındırır. Bileşik suçun düzenlendiği TCK m. 42’ye göre; “Biri diğerinin unsurunu veya ağırlaştırıcı nedenini oluşturması dolayısıyla tek fiil sayılan suça bileşik suç denir. Bu tür suçlarda içtima hükümleri uygulanmaz.” Yağma suçundan faile içinde barındırdığı diğer suçlardan ayrıca ceza verilemeyeceğine ilişkin kuralın istisnasını TCK m. 149/2 oluşturmaktadır. Bu hükme göre; “Yağma suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.” Yağma suçu, aynı mağdura karşı farklı zamanlarda işlenmesi durumunda bileşik suç niteliği nedeniyle zincirleme suça (TCK m. 43) konu olmaz. Ancak, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, farklı mağdurlara karşı tek bir fiille (örneğin, bir iş yerinde birden fazla kişinin malının aynı anda yağmalanması) yağma suçu işlenirse, bu durumda gerçek içtima hükümleri uygulanır ve fail, mağdur sayısı kadar ayrı ayrı yağma suçundan cezalandırılır.
YAĞMA SUÇUNDA YAPTIRIM VE KOVUŞTURMA USULÜ
Yağma suçunun yaptırımı TCK m.148’de düzenlenmiştir. Buna göre, cebir veya tehdit kullanılarak yağma suçunun işlenmesi hâlinde faile altı yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.
Suçun, TCK m.149/1’de sayılan nitelikli hâllerden birinin varlığı hâlinde işlenmesi durumunda ise, aynı maddenin açık hükmü gereğince faile on yıldan on beş yıla kadar hapis cezası hükmolunur.
Yağma suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, TCK m.149/2 uyarınca ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
Daha az cezayı gerektiren hâller ise TCK m.150’de düzenlenmiştir. Buna göre;
-TCK m.150/1 kapsamında, suçun hukuki bir ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi hâlinde faile verilecek cezada indirim yapılabilir.
-TCK m.150/2 uyarınca, yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı hâlinde, verilecek cezada üçte birden yarıya kadar indirim yapılması mümkündür.
Yağma suçu, şikâyete tabi olmayan suçlar arasında yer almakta olup, soruşturma ve kovuşturması re’sen yapılır. Suçun öğrenilmesiyle birlikte Cumhuriyet savcısı tarafından doğrudan soruşturma başlatılır. Tarafların uzlaşması veya mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi, kural olarak kamu davasının düşmesine yol açmaz.
Ayrıca suçun cezasının alt ve üst sınırları dikkate alındığında, görevli mahkeme ağır ceza mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise, genel hükümlere göre suçun işlendiği yer mahkemesidir.
YAĞMA SUÇU İLE İLGİLİ YARGITAY KARARLARI
-(Karar Tarihi : 01.04.2010)
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulu'nun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Suça konu altınların bozdurulmasından elde edilen para ile satın alınan cep telefonlarının, sanık ve annesinin anlatımlarıyla kendilerinden alınarak adli emanete alındığının anlaşılması karşısında; kısmi iade nedeniyle yakınandan rızası sorularak, 5237 sayılı TCK'nın 168/4. maddesinin uygulama koşullarının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- 5237 sayılı TCK'nin 55. maddesinin 1. fıkrasının son cümlesinde; ...Bu fıkra hükmüne göremüsadere kararı verilebilmesi için maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilememesi gerekir> hükmüne yer verildiği, bu nedenle, el konulmuş olan maddi menfaatlerin suçun mağduruna iade edilebildiği veya iade edilebilme olanağının bulunduğu ya da suçun mağdurunun belli olduğu durumlarda kazanç müsaderesine hükmetme olanağının bulunmadığı, bu durumda suçun mağdurunun, , sanıktan talep etme hak ve olanağına sahip olduğu, yakınanı belli olan ve yağma suçunun konusunu oluşturan ziynet eşyalarının toplam tutarının özel hukuk davası yoluyla talep edilebileceği, sanık ve annesinden elde edilen cep telefonlarının yağma suçunun konusunu oluşturan ziynet eşyalarının bozdurulmasından elde edilen para ile alındığı gözetilmeden, 5237 sayılı TCK'nın 55. maddesine yanlış anlam verilerek, telefonların yakınana iadesi yerine müsaderesine karar verilmesi,
3- 5237 sayılı Yasa'da yağma eyleminin konutta işlenmesi suçun nitelikli hali olarak düzenlendiğinden,yağma suçunun anılan Yasa'nın 149/1-d maddesi kapsamında gerçekleştirildiği durumda, ayrıca konut dokunulmazlığını bozma suçundan hüküm kurulamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık H____ savunmanının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle kısmen istem gibi BOZULMASINA, 01.04.2010 gününde
oybirliği ile karar verildi.
Kararın Önemi: Bahsettiğimiz bileşik suç kuralının bir istisnası olan TCK m. 149/1-d'nin uygulanışını gösterir. Konutta yağma işlendiğinde, konut dokunulmazlığının ihlali suçu ayrıca cezalandırılmaz. Ayrıca, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması için mağdurun rızasının önemini vurgular.
-1. Ceza Dairesi 2014/4631 E. , 2015/1135 K.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıklar .. ve ..’in, maktül ..’i yağma suçunun işlenmesini kolaylaştırmak amacıyla öldürme, nitelikli yağma, sanık ..’ın, maktül ..’i yağma suçunun işlenmesini kolaylaştırmak amacıyla öldürme, nitelikli yağma, mağdurlar .. ve ..’a karşı nitelikli yağma suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suçlarının niteliği tayin, cezayı azaltıcı takdiri indirim sebebinin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle değerlendirilip reddedilmiş, sanıklar .. ve ..’in, mağdurlar .. ve ..’a karşı nitelikli yağma, sanık ..’in, maktül ..’e karşı yağma suçunun işlenmesini kolaylaştırmak amacıyla öldürme ve nitelikli yağma suçları ile ilgili olarak elde edilen delillerin mahkumiyete yeter nitelik ve derecede bulunmadığından beraatlerine karar verilmiş, incelenen dosyaya göre bozma üzerine verilen hükümlerde isabetsizlik görülmediğinden, sanık .. müdafiinin eksik incelemeye, sübuta, suç vasfına, delillerin takdirinde hata edildiğine, ceza miktarına vs.ye, sanık .. müdafiinin sübuta, sanığın maktül ve mağdurlara karşı yağma suçundan değil hırsızlık suçundan cezalandırılması gerektiğine, delillerin takdirinde hata edildiğine vesaireye, sanık .. ve müdafinin sübuta, delillerin takdirinde hata edildiğine vesaireye, Cumhuriyet Savcısının sanık ..’in maktüle karşı öldürme ve yağma suçları ile sanıklar .. ve ..’in, mağdurlar .. ve ..’a karşı yağma suçlarından cezalandırılmaları gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, sanıklar .. ve ..’in, maktül ..’i yağma suçunun işlenmesini kolaylaştırmak amacıyla öldürme, yağma, sanık ..’ın, maktül ..’i yağma suçunun işlenmesini kolaylaştırmak amacıyla öldürme, nitelikli yağma, mağdurlar .. ve ..’a karşı nitelikli yağma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri ile sanıklar .. ve ..’in, mağdurlar .. ve ..’a karşı nitelikli yağma, sanık ..’in, maktül ..’e karşı yağma suçunun işlenmesini kolaylaştırmak amacıyla öldürme ve nitelikli yağma suçlarından kurulan beraat hükümlerinin tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA, 02/03/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Kararın Önemi: Yağma suçunun, TCK m. 149/2'de belirtilen gerçek içtima kuralına benzer şekilde, kasten öldürme suçu ile birlikte işlendiğinde nasıl değerlendirildiğini gösterir. Bu tür durumlarda, fail hem öldürme hem de yağma suçlarından ayrı ayrı sorumlu tutulur.
-Yargıtay 6. Ceza Dairesi Esas No: 2016/1023 Karar No: 2016/4101 Karar Tarihi: 16.05.2016
TÜRK MİLLETİ ADINA
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I- Olayın Özeti: Sanığın, yolda yürümekte olan mağdurun elinde bulunan cep telefonunu aniden çekip alarak kaçtığı, mağdurun bu ani çekme eylemine karşı koymaya fırsat bulamadığı anlaşılmıştır.
II- Hukuki Değerlendirme: Yağma suçu, TCK'nın 148. maddesinde tanımlanmıştır. Bu suçun temel unsuru, bir malı almak amacıyla mağdura karşı cebir veya tehdit kullanılmasıdır. Cebir, mağdurun direncini kıracak ve malın alınmasına karşı koymasını engelleyecek nitelikte olmalıdır.
Yargıtay İçtihadı: Kapkaç olarak adlandırılan eylemlerde, failin amacı malı almak olup, bu alma eylemi sırasında mağdurun mal üzerindeki zilyetliğini koruma çabasına rağmen, failin kullandığı kuvvetin, mağdurun direncini tamamen ortadan kaldıracak veya ciddi şekilde sınırlayacak yoğunlukta olup olmadığı değerlendirilmelidir.
Somut olayda; sanığın, mağdurun elindeki cep telefonunu ani bir hareketle çekip alması eylemi, mağdurun mal üzerindeki zilyetliğini koruma iradesini etkilemeye veya direncini kırmaya yönelik bir cebir değil, malı almaya yönelik basit bir kuvvet kullanımıdır. Mağdurun, malın alınmasına karşı koymaya fırsat bulamaması, kullanılan kuvvetin yağma suçunu oluşturacak yoğunlukta olduğu anlamına gelmez.
Bu tür ani çekip alma (kapkaç) eylemlerinde, kullanılan kuvvet, mağdurun vücut bütünlüğüne yönelik olmayıp, doğrudan doğruya malın alınmasına yöneliktir. Bu nedenle, eylemin hukuki vasfının yağma suçu değil, hırsızlık suçu olarak belirlenmesi gerekmektedir.
III- Sonuç ve Karar: Yerel Mahkemece sanık hakkında yağma suçundan hüküm kurulması, suç vasfının tayininde yanılgıya düşülmesinden kaynaklanmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
Yerel Mahkeme hükmünün, suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yağma suçundan hüküm kurulması nedeniyle BOZULMASINA,
Dosyanın, hırsızlık suçu yönünden yeniden değerlendirilmek üzere Yerel Mahkemeye gönderilmesine,
Oy birliğiyle karar verildi.
Kararın Önemi: "Yağma suçunun oluşabilmesi için kullanılan cebir veya tehdidin, mağdur üzerinde ciddi bir baskı oluşturacak nitelikte olması ve malın alınması ya da teslimi ile nedensellik bağı içinde bulunması gerekmektedir." ifadesini somut bir örnekle destekler. Kapkaç eylemlerinde, ani çekme eyleminin, yağma için gerekli olan "direnci kıracak ölçüde bedensel cebir" şartını sağlamadığı, dolayısıyla eylemin hırsızlık olarak nitelendirilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.
