TEHDİT SUÇU
TCK MD.106
Tehdit suçu, bireyin irade özgürlüğünü ve iç huzurunu korumayı amaçlayan, Türk Ceza Kanunu’nda “Kişilere Karşı Suçlar” başlığı altında düzenlenen önemli suç tiplerinden biridir. Bu suçla, failin gelecekte gerçekleştireceğini bildirdiği haksız bir zarar yoluyla mağdur üzerinde korku ve endişe yaratması cezai yaptırıma bağlanmıştır.
Madde 106
(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle:12/5/2022-7406/6 md.) Bu suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, iki aydan altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
(2) Tehdidin;
a) Silahla,
b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,
c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,
İşlenmesi halinde, fail hakkında iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ceza verilir.
BASİT TEHDİT (TCK m.106/1)
Türk Ceza Kanunu’nun 106. maddesinin birinci fıkrası, tehdit suçunun temel şeklini düzenlemektedir. Anılan hükümde, failin mağduru gelecekte gerçekleştireceğini bildirdiği bir saldırı veya kötülük ile korkutması cezai yaptırıma bağlanmıştır.
1. Hayata, Vücut veya Cinsel Dokunulmazlığa Yönelik Tehdit
Madde metninin ilk cümlesine göre, bir başkasını kendisinin veya yakınının hayatına, vücut bütünlüğüne ya da cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Bu bentte korunan hukuki değer, mağdurun irade özgürlüğü, psikolojik bütünlüğü ve güven duygusudur. Tehdidin konusu, kişinin en temel haklarına yöneldiğinden, kanun koyucu bu hali resen kovuşturulan ve daha ağır yaptırıma bağlanan bir suç olarak kabul etmiştir.
Tehditte bildirilen saldırının fiilen gerçekleşmesi aranmaz; mağdur üzerinde ciddi ve inandırıcı bir korku yaratmaya elverişli olması suçun oluşumu açısından yeterlidir.
2. Suçun Kadına Karşı İşlenmesi Hâli
7406 sayılı Kanun ile 12.05.2022 tarihinde maddeye eklenen cümle uyarınca, bu suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz. Bu düzenleme ile, özellikle kadınlara yönelik şiddet tehdidinin caydırıcılığının artırılması amaçlanmıştır.
Bu hâl, suçun nitelikli şekli olmayıp, cezanın belirlenmesinde alt sınırı yükselten özel bir düzenleme niteliğindedir. Hâkimin takdir yetkisi devam etmekle birlikte, verilecek ceza dokuz aydan daha az olamayacaktır.
3. Malvarlığına Yönelik veya Sair Kötülük Tehdidi
Maddenin son cümlesinde, tehdidin konusunun malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratma veya sair bir kötülük olması hâli düzenlenmiştir. Bu durumda, fail hakkında mağdurun şikâyeti üzerine, iki aydan altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
Bu bentte yer alan tehditler, kişinin temel yaşam ve beden bütünlüğüne değil, malvarlığına veya diğer menfaatlerine yöneldiğinden, kanun koyucu tarafından daha hafif yaptırıma tabi tutulmuştur. Ayrıca suçun takibi şikâyete bağlıdır; mağdurun süresi içinde şikâyette bulunmaması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
4. Değerlendirme
TCK m.106/1’de yapılan ayrım, tehdidin yöneldiği hukuki değerin ağırlığına dayanmaktadır. Hayat, vücut ve cinsel dokunulmazlığa yönelik tehditler daha ağır şekilde cezalandırılırken; malvarlığına veya sair kötülüklere yönelik tehditler daha hafif yaptırıma bağlanmış ve şikâyet koşuluna tabi tutulmuştur.
NİTELİKLİ TEHDİT (TCK m.106/2)
Türk Ceza Kanunu’nun 106. maddesinin ikinci fıkrasında, tehdidin işleniş biçimi itibarıyla mağdur üzerinde yaratılan korku ve baskının artması hâlleri nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir. Bu hâllerde suçun mağdur üzerindeki etkisi ağırlaştığından, kanun koyucu temel şekle kıyasla daha ağır bir yaptırım öngörmüş ve fail hakkında iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezası uygulanmasını kabul etmiştir.
a) Silahla Tehdit
Tehdidin silahla işlenmesi, mağdur açısından saldırının hemen gerçekleştirilebileceği izlenimini doğurduğundan, suçun daha tehlikeli bir görünüm kazanmasına neden olur. Silah kavramı, TCK m.6 kapsamında geniş yorumlanmakta olup ateşli silahların yanı sıra saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli her türlü araç bu kapsamda değerlendirilir.
Silahın fiilen kullanılması gerekmez; tehdidin silah gösterilerek veya silaha atıf yapılarak gerçekleştirilmesi yeterlidir. Önemli olan, silahın mağdur üzerinde korku yaratmaya elverişli şekilde tehdit aracı olarak kullanılmasıdır.
b) Kişinin Kendini Tanınmayacak Hâle Koyması, İmzasız Mektup veya Özel İşaretlerle Tehdit
Bu bentte, failin kimliğini gizleyerek tehdidi gerçekleştirmesi nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir. Failin kendisini tanınmayacak hâle koyması, maske takması veya benzeri yöntemlerle kimliğini gizlemesi bu kapsamdadır. Aynı şekilde, imzasız mektuplar, anonim mesajlar ya da yalnızca mağdurun anlayabileceği özel işaretler yoluyla yapılan tehditler de bu bent kapsamında değerlendirilir.
Bu tür tehditlerde mağdur, tehdidin kaynağını bilememesi nedeniyle daha yoğun bir korku ve tedirginlik yaşar. Belirsizlik unsuru, tehdidin psikolojik etkisini artırdığından, kanun koyucu bu hâli ağırlaştırıcı neden olarak kabul etmiştir.
c) Birden Fazla Kişi Tarafından Birlikte Tehdit
Tehdidin birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde, mağdur üzerinde oluşturulan baskı ve korku daha da artmaktadır. Bu bentte aranan husus, tehdit fiilinin müşterek olarak gerçekleştirilmesidir. Fail sayısının ikiden fazla olması yeterli olup, tehdit eyleminin birlikte ve aynı amaç doğrultusunda yapılması gerekir.
Her bir failin ayrı ayrı tehditte bulunması şart değildir; birlikte hareket ederek tehdidin gerçekleştirilmesine katkı sağlamaları nitelikli hâlin uygulanması için yeterlidir.
d) Suç Örgütlerinin Korkutucu Gücünden Yararlanılarak Tehdit
Bu bentte, tehdidin var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturduğu korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesi hâli düzenlenmiştir. Failin gerçekten bir suç örgütüne üye olması şart değildir; mağdurun, failin bir örgütle bağlantısı olduğuna inanmasının sağlanması yeterlidir.
Örneğin, “Arkamda X örgütü var” şeklindeki ifadelerle mağdur üzerinde baskı kurulması bu kapsamda değerlendirilir. Burada önemli olan, mağdurun örgüt gücünden çekinerek korkuya kapılmasıdır. Bu nedenle, örgütün fiilen mevcut olup olmaması değil, korkutucu gücünden yararlanılması esas alınmaktadır.
TEHDİT AMACIYLA SUÇ İŞLENMESİ (TCK m.106/3)
Bu hükümle, tehdit amacını pekiştirmek için başka bir suçun işlenmesi hâli düzenlenmiştir. Tehdidin etkisini artırmak amacıyla işlenen fiillerin, tehdit suçu içinde erimesini engellemeyi amaçlamıştır. Zira fail, tehdidini inandırıcı kılmak için mağdura veya onun malvarlığına yönelik somut bir saldırı gerçekleştirdiğinde, artık yalnızca irade özgürlüğüne değil, doğrudan başka hukuki değerlere de zarar vermektedir.
Hükmün uygulanabilmesi için, kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçlarının bağımsız bir amaçla değil, doğrudan tehdit amacını gerçekleştirmek veya güçlendirmek için işlenmiş olması gerekir.
Başka bir ifadeyle, işlenen suç, tehdidin devamı veya teyidi niteliğinde olmalıdır.
Örneğin:
-Mağduru korkutmak amacıyla onun aracının camlarının kırılması,
-“Bir dahaki sefere seni öldürürüm” tehdidini pekiştirmek için mağdurun yaralanması,
-Tehdidin ciddiyetini göstermek amacıyla mağdura fiziki saldırıda bulunulması
bu fıkra kapsamında değerlendirilir.
Madde metninde açıkça “ayrıca bu suçlardan dolayı ceza verilir” denilmek suretiyle, tehditle birlikte işlenen suçların ayrı ayrı cezalandırılması gerektiği belirtilmiştir. Bu durumda tehdit suçundan ayrı, kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçundan ayrı ceza tayin edilir. Dolayısıyla, tehdidi gerçekleştirmek amacıyla işlenen bu suçlar, tehdit suçunun nitelikli hâli olarak değil, bağımsız suçlar olarak kabul edilir ve gerçek içtima hükümleri uygulanır. Bu nedenle m.106/3, ceza hukukunda açıkça bir gerçek içtima kuralı niteliği taşımaktadır.
TEHDİT SUÇUNUN UNSURLARI
MADDİ UNSUR:
Bu suçta fiil, failin mağdura veya mağdurun yakınına yönelik olarak, gelecekte gerçekleştireceğini bildirdiği haksız bir saldırı ya da kötülükle korku yaratmaya elverişli bir davranışta bulunmasıdır; bu davranış sözle, yazıyla, işaretle veya hareketle gerçekleştirilebilir. Fail, tehditte bulunan herkes olup, bu suç bakımından özgü suç niteliği taşımamaktadır. Mağdur, tehdit edilen kişi veya tehdidin yakınına yönelmesi hâlinde irade özgürlüğü etkilenen kişidir. Konu ise tehdidin yöneldiği hukuki değer olup; kişinin hayatı, vücut bütünlüğü veya cinsel dokunulmazlığı ya da malvarlığına yönelik büyük zarar yahut sair bir kötülük tehdidi suçun konusunu oluşturur.
MANEVİ UNSUR:
Fail, mağduru korkutmayı ve onun irade özgürlüğü üzerinde baskı kurmayı bilerek ve isteyerek hareket etmelidir. Bu nedenle tehdit suçu ancak doğrudan kastla işlenebilir; olası kast veya taksirle işlenmesi mümkün değildir. Failin, gelecekte haksız bir saldırı veya kötülük gerçekleştireceğini bildirirken, bu beyanın mağdur üzerinde korku ve endişe yaratmaya elverişli olduğunu bilmesi ve bunu istemesi gerekir.
SUÇUN ÖZEL GÖRÜNÜŞ BİÇİMLERİ
TEŞEBBÜS:
Tehdit suçu, mağdurun tehdidi öğrenmesiyle tamamlanan bir tehlike suçu olduğundan, kural olarak teşebbüse elverişli değildir; ancak tehdidin mağdura ulaşmaması hâlinde teşebbüs hükümleri gündeme gelebilir.
İŞTİRAK:
Suça iştirak bakımından, birden fazla kişinin birlikte tehditte bulunması hâlinde müşterek faillik, tehdidin icrasına katkı sağlayan kişiler açısından ise azmettirme veya yardım etme söz konusu olabilir.
İÇTİMA:
İçtima açısından ise tehdit suçunun hakaret, şantaj, yağma gibi suçlarla birlikte gündeme gelmesi mümkündür; özellikle tehdit amacıyla kasten yaralama, kasten öldürme veya mala zarar verme suçlarının işlenmesi hâlinde TCK m.106/3 uyarınca gerçek içtima hükümleri uygulanarak fail hakkında her bir suçtan ayrı ayrı cezaya hükmolunur.
TEHDİDİN CİDDİLİĞİ VE İNANDIRICILIĞI
Tehdidin ciddiliği ve inandırıcılığı, tehdit suçunun oluşumu bakımından belirleyici ölçütlerden biridir. Failin söz veya davranışlarının, somut olayın koşulları içerisinde mağdur üzerinde objektif olarak korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Bu değerlendirme yapılırken yalnızca kullanılan ifadelerin lafzı değil; tehdidin söylendiği zaman ve ortam, taraflar arasındaki ilişki, failin mağdura yakınlığı, önceki davranışları ve tehdidin gerçekleştirilme imkânı birlikte dikkate alınır. Salt öfke anında söylenen, şaka veya temenni mahiyetinde kalan, gerçekleşmesi objektif olarak mümkün görünmeyen sözler tehdit suçunu oluşturmaz. Ancak Yargıtay uygulamasında da kabul edildiği üzere, tehdidin ciddi ve inandırıcı olup olmadığı, mağdurun sübjektif algısından ziyade ortalama bir kişinin bakış açısına göre belirlenir.
TEHDİT EDİLEN KİŞİ
Tehdit, doğrudan mağdurun kendisine yöneltilebileceği gibi, mağdurun yakınına yönelik de olabilir. Yakın kavramı, kanunda açıkça tanımlanmamış olup; aile bireyleri, eş, çocuk, anne-baba gibi kişiler başta olmak üzere, mağdur açısından duygusal bağ ve korunma ihtiyacı bulunan kişiler olarak yorumlanmaktadır. Bu durumda da mağdurun irade özgürlüğü üzerinde baskı oluştuğundan, suçun oluştuğu kabul edilmektedir.
SUÇUN TAMAMLANMA ANI
Hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik tehdit suçu, tehdidin mağdur tarafından öğrenildiği anda tamamlanır. Tehdit edilen fiilin gerçekleştirilmesi veya failin bunu yapabilecek güçte olup olmadığı aranmaz. Bu yönüyle tehdit suçu, bir tehlike suçu niteliği taşımakta olup, neticenin gerçekleşmesi suçun unsuru değildir.
TEHDİT VE ŞANTAJ SUÇU FARKI
Tehdit ve şantaj suçları, her ne kadar mağdur üzerinde baskı kurma ortak paydasını taşısa da, korunan hukuki değer, fiilin amacı ve yapısı bakımından birbirinden ayrılır. Tehdit suçunda (TCK m.106) fail, mağduru gelecekte gerçekleştireceğini bildirdiği haksız bir saldırı veya kötülükle korkutarak onun irade özgürlüğünü ihlal eder; mağdurdan belirli bir davranış talep edilmesi şart değildir. Buna karşılık şantaj suçunda (TCK m.107) fail, hukuka aykırı bir menfaat elde etmek amacıyla, mağduru kendisi veya başkası lehine bir şeyi yapmaya, yapmamaya ya da katlanmaya zorlar; bu nedenle şantajda zorlayıcı amaç ve menfaat temini unsuru belirleyicidir. Ayrıca tehdit suçu, tehdidin mağdur tarafından öğrenilmesiyle tamamlanırken, şantaj suçunda mağdurdan talep edilen davranışın zorlayıcı nitelikte ileri sürülmesi yeterlidir. Son olarak tehdit, bağımsız bir suç olarak varlığını sürdürebilirken; şantajda tehdit çoğu zaman araç niteliğinde olup, suçun tamamlayıcı unsuru hâlini alır.
TEHDİT SUÇUNDA SORUŞTURMA VE KOVUŞTURMA USULÜ
Tehdit suçunda soruşturma ve kovuşturma usulü, suçun basit veya nitelikli hâlde işlenip işlenmediğine göre belirlenmektedir. Türk Ceza Kanunu’nun 106. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen basit tehdit suçu, tehdidin mağdurun veya yakınının hayatına, vücut bütünlüğüne ya da cinsel dokunulmazlığına yahut malvarlığına yönelik olması fark etmeksizin şikâyete bağlıdır. Bu nedenle basit tehdit hâllerinde soruşturma ve kovuşturma, mağdurun şikâyeti üzerine yürütülür ve şikâyetin, mağdurun fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde yapılması gerekir. Ayrıca CMK'nın 253/1-a,b maddelerindeki düzenlemeye göre tehdit suçunun TCK m.106/1 maddesindeki şekli uzlaştırmaya tabidir.
Buna karşılık, Türk Ceza Kanunu’nun 106. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen nitelikli tehdit hâllerinde suç şikâyete tabi değildir. Silahla tehdit, birden fazla kişiyle birlikte tehdit, suç örgütünün oluşturduğu korkutucu güçten yararlanılarak tehdit veya imzasız mektup ya da özel işaretlerle tehdit gibi durumlarda soruşturma ve kovuşturma re’sen yürütülür. Aynı şekilde, maddenin üçüncü fıkrasında düzenlenen ve tehdit suçunun başka bir suçun işlenmesi amacıyla gerçekleştirilmesi hâlinde de re’sen takip esası geçerlidir.
Şikâyete bağlı tehdit suçlarında mağdurun şikâyetten vazgeçmesi, soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığına, kovuşturma aşamasında ise davanın düşmesine yol açarken; re’sen takip edilen nitelikli tehdit hâllerinde şikâyetten vazgeçmenin ceza davasına herhangi bir etkisi bulunmamaktadır.
TEHDİT SAYILAN SÖZ VE DAVRANIŞLARA ÖRNEKLER
Hayata yönelik tehdit:
“Seni öldüreceğim.”
“Bu iş burada bitmez, mezarını kazdırırım.”
“Bir dahaki karşılaşmamızda seni sağ bırakmam.”
Vücut bütünlüğüne yönelik tehdit:
“Seni döverim, hastanelik ederim.”
“Bacaklarını kırarım.”
(Yumruk göstererek) “Şimdi değil ama yakında.”
Cinsel dokunulmazlığa yönelik tehdit:
“Sana tecavüz ederim.”
“Seni rezil ederim, kadınlığını/erkekliğini bitiririm.”
“Kimse duymadan sana ne yapacağımı sen biliyorsun.”
Yakına yönelik tehdit:
“Çocuğunu okuldan çıkarken alırım.”
“Eşine zarar veririm.”
“Ailene gününü gösteririm.”
Malvarlığına yönelik tehdit:
“Evinizi yakarım.”
“Arabana zarar veririm.”
“İşyerini kapattırırım.”
Örtülü / ima yoluyla tehdit:
“Bu mahallede kimlerin başına neler geldiğini biliyorsun.”
“Gece yalnız yürürken dikkat et.”
(Silah gösterip) “Sıra sana da gelir.”
Yargıtay uygulamasında, bir sözün tehdit sayılıp sayılmayacağı tek başına kelimeye bakılarak değil, söylendiği ortam, failin davranışları, taraflar arasındaki ilişki, tehdidin desteklenip desteklenmediği birlikte değerlendirilir.
TEHDİT SUÇU YARGITAY KARAR ÖRNEĞİ
4. Ceza Dairesi 2016/16129 E. , 2020/11167 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tehdit
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-Sanığın suçlamaları kabul etmemesi, müştekinin soruşturma beyanında tanık ...’ın kendisine haber vermesi üzerine balkona çıktığında, sanığın belindeki silahı göstererek tehdit ettiğini, kovuşturma evresinde ise silahı...’a göstererek iletme kastı ile kendisini öldürmekle tehdit ettiği şeklindeki anlatımları, tanık ... ise aşamalarda babası olan sanığın, silahı göstererek iletme kastı ile annesini tehdit ettiği biçimindeki anlatımı karşısında, aşamalardaki sanık, müşteki ve tanık anlatımlarının yöntemince irdelenmesi, çelişkilerin giderilmeye çalışılması ve tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek, hangi anlatıma hangi nedenle üstünlük tanındığı açıklanıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, yetersiz gerekçe ile sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulması,
a-Kabule göre de; tehdit suçunun nitelikli hali olan silahla tehdidin kabulü için, silahın tehdit suçunda bizzat mağdura yönelik olarak gösterilip mağdurun üzerindeki etkisini artıracak biçimde teşhiri veya kullanılması gerekir, ya da mağdurun yokluğunda gerçekleştirilen tehdit eyleminin, silahla tehdit suçunu oluşturabilmesi bakımından, silahın, mağdurun evi, arabası gibi daimi kullanımında olan eşyalarında hasar, iz, emare gibi belirtiler oluşturacak ve bu suretle tehdidin mağdurun üzerinde meydana getirdiği korkunun etkisini artıracak tarzda kullanılması icap eder. Bu itibarla, mağdurun yokluğunda gerçekleşen tehdit eyleminde, salt silah teşhir edilmiş olması, suçun nitelikli halinin oluşumu için yeterli sayılamayacaktır.
Yargılamaya konu somut olayda, sanığın tabancasını göstererek iletme kastı ile...'ın annesi olan mağdureyi kastederek ‘‘onu öldüreceğim, yüzünü belirsiz yapacağım’’ şeklinde tehdit ettiğinin kabul edilmesi karşısında, eylemin TCK'nın 106/1. maddesinin 1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçunu oluşturacağı düşünülmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek, silahla tehdit suçundan hüküm kurulması,
b-Sanığın katılana yönelik silahla tehdit eyleminden yaklaşık 14 saat önce müştekiye yönelik ''sizi öldüreceğim, çocukları kaçıracağım, bak ben o çocuklara neler yapacağım'' şeklinde tehdit ettiğinin iddia ve kabul edilmesi karşısında, sanığın bu eyleminin TCK’nın 106/1. maddesinin 1. cümlesinde tanımlanan tehdit suçunun oluştuğu anlaşıldığından, sanığın, mağdura yönelik 11/08/2014 tarihindeki tehdit suçundan uzlaşmanın gerçekleşmesi durumunda sanık hakkında TCK’nın 43/1 maddesinin uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu,
2-Bozma kararına uyulması halinde her iki tehdit eyleminin TCK'nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunu oluşturduğunun kabulü halinde ise; 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK'nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
3-Anayasa Mahkemesi’nin karar tarihinden sonra 24/11/2015 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı, TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin kararın ve TCK'nın 53/1-c maddesinde düzenlenen hak yoksunluğunun uygulanma süresi ve şeklinin Kanunda öngörülen biçimde uygulanması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'ın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 12/10/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
